Kurtasî Em

Naverok
Instituya Kurdî ya Lozanê bi xebat û ramanên zanstî hate damezrandin. Piştî civînên dirêj, di 30ê Çile 2025an de prosesa fermî temam bû û di 4ê Gulan 2025an de bi resepsiyoneke mezin hat ragihandin. Enstitu li ser sekuler, zanistî û ji her maf û peywirên siyasî dûr e. Komîteya rêveber ji pênc kesên çar parçeyên Kurdistanê pêk tê. Lozan wekî sembola peymana 1923an û mijara serwerî ji bo Kurdan girîng e. Logo di ser şêran a Med û şêran a Lozanê ye, ku roja Kurdî diparêzin.

Çavkanî

NAR TANEM

Yüreğim nar taneleri gibi dağıldı Döküldüm, dağıldım, tanelendi bir bir Yüreğime düşen sonbahar, üşüyorum Ne vakit yüreğimdeki gül soldu Kuruyan yapraklar yüreğimi çiziyor Dön tez vakit gel nar tanem Gönlüme düşen sen hep kızıl kal Şafakta doğan güneş gibi kızıl kal Sensizliğe isyan, ateş düştü yüreğime Üryan üryan bedenimi saldım sonbahara Ağacına elveda diyen sarı yaprak gibi ömrüm Bir bir döküldü, tükenmeden Solup sararmadan gönlümdeki sevda Tez vakit geldi ömrüme sonbahar Yüreğime düşen yangın bedenimi sarmadan Toprağa değil, sana yar olayım bir nefeslik Ihlamur ağacına bağladığın kırmızı fuların Kolundaki sepeti, ceylan bakışını unutmadım Kuşlar ölmesin diye sapanı teşhire koydun Yüreğim nar taneleri gibi dağılmadan gel sevgilim Nar çatlağında saklı kaldı adın Dilim susar, yüreğim çağırır seni Gecenin koynunda kızıl bir iz gibi Hasretin durur, kanar içimde Gel, dağılmadan topla beni Bir narın kalbinde birleştir ömrümü Sonbahar çekilsin yüreğimden Adınla kışa direneyim, nar tanem

BİZİ KÜL EYLEDİN

Şimdi çok geç oldu bana dönüşün Seni ne çok bekledim arayıp sormadın Uykusuz gecelerde sen yoktun Bir tutsak gibi sana hapsoldum Dinlediğim türküde ve hayallerimde sen Bir gün olurda beni hatırlarsan O, gün ben olmayacam Çok amma çok uzaklarda sancılar içinde Kıvrılmış bir köşede tanınmaz halde İste bu senin eserin, kibriti sen çaktın Yanan ben değilim biz kul olduk Ben senden gitmiş, hüzünlere düşmüşüm Sakın bir daha karşıma çıkma Bırakta seni yüreğimin derinliklerine tutayım Seni hayallerimde öylesine büyüttüm ki Hangi dağ seni büyüttüğüm kadar büyük Yürüdüğüm yollarda sen vardın Kurduğum cümlede sen varsın Hep sende kaldım, aşk tadında Koynunda gözyaşlarım kaldı sal beni bana

KIRILAN KADEH OLSUN

Bu gece meyhane meyhane dolaştım Ne sarhoş olabildim Nede efkar atabildim Kemancı yüreğimi çiziyorsun. Vur darbukacı dağıtayım efkarı Bu gece her ne yaşandıysa Sırrımız olsun kırılan dökülen Hıçkıra hıçkıra ağladığımı. Kimseler bilmesin özlediğimi Onun için ağladığımı unutamadığı mı? Meyhaneci.......... Kırdığıma döktüğüme affola Doldur meyhaneci kırmızı olsun Boş kalmasın kadehim Bir türkü çal bağlamacı İçinde ayrılık geçmesin. Hüzünlü olsun ağlayım Varsın ağlatsın sazın telleri Dökülen gözyaşlarım olsun Kırılan yürekler olmasın. Onarması çok zor kırdığın sevdiğinse Gece bitiyor yıldızlar vedaya hazırlanıyor Meyhaneci..... Siparişimi al gün başlarken. Bir kırmızı şarap şişe Mezesi Türkü Şiir içinde ayrılık olmasın Helle yalan hiç olmasın Katıksız sevgi garnitürü olsun. Ayrılık olmayan sevda olsun Kemancı sen dur.... Sen çaldıkça yüreğime jilet sürülmüş gibi Yanıyor yüreğim avcının kurşunu gibi. Yaralıyım acılar içindeyim Sürüsünde koparılmış ceylan gibiyim...

YEL VURDU BENİ

Yarınlara sözü olamayan Bugün sussun.! Kirletmesin sözü Özü söz... Sözü öz olamayan. Puro-pak yekpare bir ve bütün olamaz Sevmeyi sevdalanmayı nerden bilsin Güneşe bakacak göz yoksa.!.. Sevecek yüreği de yoktur. Yağmurda ıslanmayı bilmeyen Dolu'ya nasıl dayanır Yola yoldaş olmayan Gönüle gönüldaş olamaz Sevgi görmemiş!... Sevmeyi hiç bilemez Cemali kamil olmayan Gözyaşı silmeyi bilemez Seni sana bırakıyorum Kalemim seni yazmak istedi Parmaklar kalemi tutamadı Dökülen gözyaşı kağıt taro-mar Yazamadım seni beni, Biz, biz olamadık Yüreğim sende kaldı Gözlerim yeşile asılı kaldı. Uyku tutmadı bir tek sözün yok muydu Yel vurur gibi yüreğimi vurdun Bir toz bulutu gibi yükseldim Ardında yaralı yürek koydun Gözyaşı değil yanaklardan süzülen Yağmur süzülsün yanaklarından

NEFES OL, İNSANLIK ÖLMESİN!

Bir nefeslik canım kaldıysa O da sana feda olsun, özgürlük. Ruhuma acı düştü, nasıl dayanayım Kalemini üç beş kuruşa satanlara. Aymaza ne demeli, nasıl yanmayayım, Çıplak doğdum bu dünyaya. Ne cep getirdim ne cüzdan, Çıplak düşeceğim toprağa. En büyük servetim onurum, Ne sattım ne de satıldım. Yüreğim kavruluyor yetmezliğe, Bu ne tarifsiz, ne yaman bir acı. Üç beş talancı hükümdar olmuş, Eşkıyaların adı efendi. Sokakta aç yatan çocuklar, Alınıp satılan körpe bedenler. Yüreklere sessiz çığlık düştü, Birleşelim baldırı çıplaklar, ötekiler. Sokaklar bizim, özgürleşsin, İnsan seli olup akalım. Bu dünya emeği yaratanların, Ses verin, hayallerimiz yarım kalmasın. Bedenime mum ateşi düştü, Eriyorum damla damla. Bedenim ilmik ilmik dökülüyor, Kahpeliklere, düzenbazlara dur de. Kadın, erkek, çocuk — üreten biziz, Yüreğini, bilincini kılavuz yap. Biz ne dalgalı denizlerde yüzdük, Yağma yok, kara göründü. Şafakta yıldızlara halayla uğurladık, Yakılan, asılan, yüzülen bizdik. Çobandık dağda, asit kuyusunda yakıldık, Bir gece sevdiklerimize son bakışla veda ettik. Peş peşe “Daye”, “Apo” çığlıklarıyla Uğurlandık karanlığa. Ruhuna ateş düştü mü son çığlıkta, Ak saçlı anan, baban acına öldü mü? Kayıp ülkenin kaybedileni oldun mu, Savaşın orta yerinde çocuk kaldın mı? Savaş uçaklarının sesi ninni oldu mu, Kayıp ülkenin kayıp kimliği oldun mu? Şarapnel bedenini parçaladı mı, Acılarını oyuncak yaptın mı?